Kültür nedir? - Kültür Tanımı - Kültür Hakkında

KÜLTÜR

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.


Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur

a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.

b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.

Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
Kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. Örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.


KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ

* Kültür görelidir. Yani her toplumun kendine özgü kültürü vardır.
* Kültür tarihseldir. Yani geçmişten günümüze süregelmektedir.
* Kültür insan eseridir. İnsanlar hem kültürü oluştururlar hem de kültürden etkilenirler.
* Kültür durağan değildir. Zaman içinde değişir. Maddi öğeler daha hızlı değişir. Ayrıca her toplumda kültürel değişim hızı birbirinden farklıdır.



KÜLTÜRÜN İŞLEVLERİ

* Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar
* Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar
* Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu verir. “Biz bilinci”
* Toplumsal kişiliğin oluşmasını sağlar. “sosyalleşme”



KÜLTÜRÜN KAZANILMASI

İnsanların toplumları, ülkeleri birbirinden farklı da olsa biyolojik olarak birbirlerine benzerler, ama inanç, düşünce, tutum ve olayları algılayış tarzı bakımından farklıdırlar.

Bu farklılığı ortaya çıkaran etkenlerin başında içinde yetiştikleri kültürel yapıdır. Bireyler, kültürü sosyalleşme süreciyle kazanırlar.

Sosyalleşme (Toplumsallaşma), (Sosyalizasyon):

Birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir. Ömür boyu süren bu öğrenme ve uyma sürecine sosyalleşme denir.

Birey sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. Olayları algılayış tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.

Sosyalleşme süreci, aynı toplumdaki bireyleri genel olarak birbirine benzetir. Ancak aynı kültürel ortamda da yaşasa her insanın yaratılış özellikleri farklı olduğu için kişilikleri birbirinin aynısı değildir.


KÜLTÜRLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1- Üst Kültür: Bir toplumda geçerli olan genel kültür özellikleridir. Toplumun her kesiminde bilinir ve benimsenir.

Örnek: Genel Türkiye kültürü, genel Çin kültürü, genel İtalyan kültürü gibi…


2- Alt kültür: Üst kültür içindeki din, dil, töre ve etnik köken bakımından kendine özgü özelliklere sahip toplulukların kültürüdür.

Örnek: Türkiye’deki Kürt, Laz, Alevi, Yörük kültürü, Amerika’daki Kızılderili, Zenci, Göçmen kültürü gibi…


3- Kültürleme: Toplumun, kendi kültürel özelliklerini yeni kuşaklara sosyalleşme yoluyla aktarmasıdır.

Örnek: Türk toplumunda yetişen bir kişi Türk gibi düşünür, davranır ve giyinir.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
4- Kültürleşme: Farklı kültürlerin karşılıklı etkileşime girmesiyle gerçekleşen kültür alış-verişidir. Kültürleşme süreci sonunda her iki toplum da yavaş ya da hızlı değişir.

Örnek: Aynı mahallede oturan Türk ve Kürt toplulukların zamanla birbirini etkilemesi, Avrupa birliğine üye ülkelerin kültürel etkileşime girmesi


5- Kültürel Yayılma: Bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki başka kültürlere yayılmasıdır.

Örnek: Spagettinin İtalya’dan, ulusçuluk fikrinin Fransa’dan, tütünün içmenin Kuzey Amerika yerlilerinden, yoğurdun Türklerden dünyaya yayılması gibi…


6- Kültürel Gecikme: Bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.

Örnek: Cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. Bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. Ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.


7- Kültürel Şok: Kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları bunalım ve uyumsuzluk durumudur.

Örnek: Almanya’ya giden ilk Türk işçilerin uyum sorunları, kentten köye gelin olan bir kızın uyum sorunu, Doğuda bir köye atanan yeni İzmirli öğretmen vb…


8- Kültür Emperyalizmi: Emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. Kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesidir. Kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
Örnek: Batı kültürü, TV programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulacaktır.


9- Kültürel asimilasyon: Bir kültürün, kendi içindeki azınlık kültürü eritmesi ve kendine benzetmesidir. Asimilasyon normal bir süreçle olabildiği gibi devlet eliyle zorla da olabilir.

Örnek: Bulgar Türklerinin zamanla Slavlar içinde erimesi, Anadolu’daki Türklerden önceki eski halkların Türk kültürü içinde erimesi, Azteklerin Meksika kültürü içinde erimesi vb…


10- Kültürel Yozlaşama: Yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmadır.

Örnek: Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi.
KÜLTÜR

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.


Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur

a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.

b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.

Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
Kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. Örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.


KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ

* Kültür görelidir. Yani her toplumun kendine özgü kültürü vardır.
* Kültür tarihseldir. Yani geçmişten günümüze süregelmektedir.
* Kültür insan eseridir. İnsanlar hem kültürü oluştururlar hem de kültürden etkilenirler.
* Kültür durağan değildir. Zaman içinde değişir. Maddi öğeler daha hızlı değişir. Ayrıca her toplumda kültürel değişim hızı birbirinden farklıdır.



KÜLTÜRÜN İŞLEVLERİ

* Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar
* Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar
* Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu verir. “Biz bilinci”
* Toplumsal kişiliğin oluşmasını sağlar. “sosyalleşme”



KÜLTÜRÜN KAZANILMASI

İnsanların toplumları, ülkeleri birbirinden farklı da olsa biyolojik olarak birbirlerine benzerler, ama inanç, düşünce, tutum ve olayları algılayış tarzı bakımından farklıdırlar.

Bu farklılığı ortaya çıkaran etkenlerin başında içinde yetiştikleri kültürel yapıdır. Bireyler, kültürü sosyalleşme süreciyle kazanırlar.

Sosyalleşme (Toplumsallaşma), (Sosyalizasyon):

Birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir. Ömür boyu süren bu öğrenme ve uyma sürecine sosyalleşme denir.

Birey sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. Olayları algılayış tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.

Sosyalleşme süreci, aynı toplumdaki bireyleri genel olarak birbirine benzetir. Ancak aynı kültürel ortamda da yaşasa her insanın yaratılış özellikleri farklı olduğu için kişilikleri birbirinin aynısı değildir.


KÜLTÜRLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1- Üst Kültür: Bir toplumda geçerli olan genel kültür özellikleridir. Toplumun her kesiminde bilinir ve benimsenir.

Örnek: Genel Türkiye kültürü, genel Çin kültürü, genel İtalyan kültürü gibi…


2- Alt kültür: Üst kültür içindeki din, dil, töre ve etnik köken bakımından kendine özgü özelliklere sahip toplulukların kültürüdür.

Örnek: Türkiye’deki Kürt, Laz, Alevi, Yörük kültürü, Amerika’daki Kızılderili, Zenci, Göçmen kültürü gibi…


3- Kültürleme: Toplumun, kendi kültürel özelliklerini yeni kuşaklara sosyalleşme yoluyla aktarmasıdır.

Örnek: Türk toplumunda yetişen bir kişi Türk gibi düşünür, davranır ve giyinir.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
4- Kültürleşme: Farklı kültürlerin karşılıklı etkileşime girmesiyle gerçekleşen kültür alış-verişidir. Kültürleşme süreci sonunda her iki toplum da yavaş ya da hızlı değişir.

Örnek: Aynı mahallede oturan Türk ve Kürt toplulukların zamanla birbirini etkilemesi, Avrupa birliğine üye ülkelerin kültürel etkileşime girmesi


5- Kültürel Yayılma: Bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki başka kültürlere yayılmasıdır.

Örnek: Spagettinin İtalya’dan, ulusçuluk fikrinin Fransa’dan, tütünün içmenin Kuzey Amerika yerlilerinden, yoğurdun Türklerden dünyaya yayılması gibi…


6- Kültürel Gecikme: Bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.

Örnek: Cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. Bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. Ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.


7- Kültürel Şok: Kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları bunalım ve uyumsuzluk durumudur.

Örnek: Almanya’ya giden ilk Türk işçilerin uyum sorunları, kentten köye gelin olan bir kızın uyum sorunu, Doğuda bir köye atanan yeni İzmirli öğretmen vb…


8- Kültür Emperyalizmi: Emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. Kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesidir. Kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır.
turkforumuz.biz'den alınmıştır
Örnek: Batı kültürü, TV programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulacaktır.


9- Kültürel asimilasyon: Bir kültürün, kendi içindeki azınlık kültürü eritmesi ve kendine benzetmesidir. Asimilasyon normal bir süreçle olabildiği gibi devlet eliyle zorla da olabilir.

Örnek: Bulgar Türklerinin zamanla Slavlar içinde erimesi, Anadolu’daki Türklerden önceki eski halkların Türk kültürü içinde erimesi, Azteklerin Meksika kültürü içinde erimesi vb…


10- Kültürel Yozlaşama: Yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmadır.

Örnek: Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi.

Kültür kavramını en başta sözlük anlamıyla tanımlayabiliriz: Bir toplumun duyuş düşünüş birliğini oluşturan gelenek durumundaki her türlü yaşayış düşünce dil ve sanat varlıklarının topu belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi. Bir başka tanımlaması ise şöyledir: Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada sonraki kuşaklara iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Üçüncü sözlük tanımı şu şekildedir: Akıl yürütme eleştirme ve beğeni yeteneklerinin öğrenim deney ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
Kültür latince kökenli bir kelime olup dilimize Amerikanca veFransızca'dan girmiştir. Latince cultura toprağa birşeyler ekip ürün almak üretmek anlamında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde Culture’ü insan zekasının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ya cultur biçiminde geçen sözcük daha sonra tüm Avrupa dillerine yayılmıştır. Fransızca’da kültürün karşılığı irfandır. İrfan kelimesinin sözlük anlamı ise; anlama bilme gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziştir. Daha çok tinsel ve manevi değerleri içermiştir. Amerikanca’da kültürün karşılığı medeniyettir. Medeniyet ise uygarlık yani insanların doğaya egemen olma toplum olarak daha iyi bir yaşama ulaşma çabalarından çıkan sonuçların bilim teknik sanat ve kültürün tümünü kapsar. Sonuç olarak bilim ve tekniğin sanat ve kültürün gelişmesi ilerlemesiyle yaratılan yaşama koşullarının yaşama biçiminin incelmesi yetkinleşmesi durumudur. Dolayısıyla Amerikanca kültürün karşılığına maddi kültür daha denk düşer.
Medeniyet insanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibarettir. Kültür ise bir toplumu kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünüdür. Bunlar ilim sanat ahlak ve dine ait değerlerdir. Medeniyet kültür yaratan düzendir. Bu durumda kültür ve medeniyet kavramlarını birbirinden ayırdıktan sonra kültürün oluşumuna etken olan değerler durumlar ve vs. önem kazanır. Her toplumun kendi kültürü vardır ve kültürün yükselmesi ilerlemesi ve gelişmesi medeniyetin doğuşunu sağlar. Sosyolojik çerçevede en geniş sınırlarına ulaşan kültür kavramı ‘bir yaşama biçimidir.’ Bu yaklaşımda bir toplumda bulunan ve bulunmayan bütün ifade ve etkileşim biçimleri önem kazanır. Bu anlamda kültür insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle davranış düşünce sistemimizin toplamı sayılabilir. Bir bakıma ne yediğimiz ne içtiğimiz ne okuduğumuz nelere sempati ile yaklaşırken nelere tepki duyduğumuz ait olunan grup küme ya da toplumu karakterize eder. Günümüzde iletişimin son derece hızlı yapılabilmesi kültürel ve bilimsel gelişmelerin anında yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu durum kültürlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ve etkileşimlerinin üzerine düşünülmesi gereğini çıkarmıştır.
Aslında sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı için ‘bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir’ diyebiliyorlar. Kültür tarihçileri insanoğlunun gelişme ve ilerleme göstererek hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını kültürel bir varlık oluşuna yani öğrendiklerini birikiminde saklayıp yeni nesillere aktarma yeteneği ile becerisine bağlar.
Kültür gelişim sürecinde önce sözlü kültür doğmuş daha sonra yazılı kültür oluşmuştur. Bugün yazılı kültür ile beraber sözlü kültür de devinim ve gelişimine devam etmektedir. Sözlü kültür de yazar yoktur anonimdir doğaldır metinsizdir ezbere dayalıdır çeşitlenebilir sürekli akış dolaşım ve dolayısı ile değişim içindedir. Bu kültür de çözümleme ve inceleme yoktur. Yazılı kültür yazılıdır metne bağlıdır okuru değişebilse bile metin değişmez üreten yalnızdır anlatıya istenilen sıklıkta dönülebilir çözümleme ve inceleme yapılabilir.

Aydın ve Aydınlanma
Aydın kişi genellikle öğrenim görmüş çok okumuş kültürlü bilgili görgülü ileri ve açık düşünceli kendisi aydınlanmış olduğu için çevresinide aydınlatabilecek nitelikte münevver entellektüel kişidir. Sosyal posizyonları itibariyle sosyal tabakalarda herhangi bir sınıfa net özellikler göstermeyip ancak toplumsal ortalamanın çok üzerinde ileri bir eğitime akla ve yeteneğe sahip bir zümreya entelektüeller denilebilir. Entelektüeller aklın zekanın yeteneğin ve bilginin toplamıyla yeni düşüncelere görüşlere ve sonuçlara giderler. Dilimizde entelektüel sözcüğü ‘Aydın Münevver’ kelimeleriyle karşılanmaktadır. ‘Aydınlatılmış ışıklı’ anlamına gelen münevver kelimesi ilahi kökenli bir ışık olan ‘nur’ kökünden türetilmiştir. Aydınlığın yani bilgi donanmanın sadece akılla değil duygu sezgi kalp gibi diğer faktörlerin de katılarak sağlanabilmesi anlamını vurgulaktadır. Aydın insan içinde yaşadığı toplumun ve dünyanın dünü bugünü ve yarını üzerinde düşünen sorgulayan ve insanoğlunun iyiliğine ve kötülüğüne olan halleri bağımsız olarak irdeleyen bir yapıda olmalıdır. Gerektiğinde muhalif olmaktan çekinmeyen körü körüne inanmayı bağlanmayı reddeten kutsallaştırılanı sorgulayan ezberleri bozan düşüncededir. Yapısı gereği düşünen kuşku duyan gerektiğinde tüm bunları dile getiren tabulara karşı eleştirel görüşler geliştirebilen bağlantıları geçişleri ve farklılıkları gören kişidir.
Aydın kişi içine doğduğu kültürün özelliklerini değerlerini eğitimini olduğu ve sunulduğu üzere kabul etmek yerine irdeler eleştirir ve katkıda bulunur. Gelenekleri ve alışkanlıkları başka türlü düşünerek sürekli bir üst gerçeği sorgular bilinenle tatmin olmaz. Kişisel sorumluluklarının içine toplumsal sorumluluğu dahil eder ve böylece etrafındakilere ışık saçmaya başlamış olur. Aydın kişi toplumsal konularda uyaran ortaya koyan ve çözüm yolları öneren kişi olmalıdır. Tüm bunları yapabilmesi için aydın kişi gerçekten özgür olmalı ve inandığı doğruları ifade ederken herhangi bir grubun kurumun toplumun veya herhangi bir birimin menfaatlerini gözetmemelidir. İnandığı doğrular da dahil tek bir fikre veya akıma bağlı olmak yerine her fikre ve düşünceye açık olmalı fakat sorgulamayı asla bırakmamalıdır.
Herkes aydın olabilir mi sorusuna bazıları iki farklı yaklaşım ve görüş geliştirmiştir:
Birinci görüş; aydınlanma dönüşümünün aslında tüm insanlarda doğuştan var olan bir yetenek olduğunu ama bazılarının bu yeteneği kullanmaması veya kullanabilecek şartlarda olmaması yüzünden aydınlanma sürecine girilemediğini savunanlardır.
Diğer yaklaşım ise aydınlanmanın ancak insan evriminin belirli bir döneminden sonra oluşabileceği yönündedir.
Birince görüşe göre aydınlanma sürecinin başlaması için zaten siz de var olanı fark etmeniz keşfetmeniz yeterlidir. İkinci yaklaşımda ise herkes aydınlanmaya aday değildir. Aydınlanmaya aday olabilecek bireyler bu yetiyi bir şekilde (şans) kazanmış kişilerdir. Bir bakıma seçilmişlerdir. Bu kişiler gelecekte ‘kozmik bilince’ ulaşmış insan türünün öncüleridir. Bu yetiye sahip kişiler için gerekli olan ön koşullar zaten var olmuştur. Aslında neden niçin ne zaman seçen ve seçilenler kim gibi aydın kişinin sormaktan vazgeçmeyeceği sorular ikinci durumda boşlukta kalmaktadır. Aydınlanma varoluşun anlamını arayan ben kimim neredeyim neden soruları ile birlikte toplumsal konuları da aynı şekilde sorgular. Aydınlanma yolu bu sorulara cevap aramaktan bıkmadan yorulmadan çıkılan bir yolculuktur. Avrupa’da Rönesans’tan sonra gelen usun ve bilimin gelişip egemen olduğu aydınlanma çağından itibaren birinci görüşteki aydınlanma akla daha yakın görünmektedir. Aydınlanma özünde kolaycılığa teslim olmayan klişelere sloganlara sığınmayan akıl yoludur. Aydınları sonuç olarak toplumu değiştirmek için gerekli özel şart ve yeteneklerle donanmış bir kesim olarak ele almak gerekir. Ancak unutulmamalı ki aydınları bir sınıf olarak değerlendirmek tartışmalı sonuçlar getirir çünkü en azından sosyolojideki klasik ölçülere göre net bir sınıf teşkil etmedikleri yönünde görüş birliği vardır. Zaten duruma ülkeye ve zamana göre değişse bile günümüzde aydınlar önce özgür bir birey olarak hep beraber hareket edecek şekilde bir sınıf şuuru taşımazlar ve başta da belirtildiği üzere çok özel şartlar için gerekli olmadığı sürece kişselliğini ve bireyselliğni korumalıdırlar.


Sözcük olarak kültür “bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü duygu düşüce dil sanat yaşayış unsurlarının tümü belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi” şeklinde tarif edilmektedir. (Meydan Larousse)
Antropoloji bilimlerinin kültür sorunlarıyla uğraşan dalına bugün “etnoloji” veya “sosyal-kültürel antropoloji” adı verilmekte olup bu alandaki kültür sözcüğü günlük dilimizdeki “kültür” sözcüğünden çok daha geniş kapsamlı bir kavram olarak hars ya da uygarlık anlamında kullanılmaktadır.
Kültür en geniş sınırlarına sosyolojik çerçevede ulaşmakta olup buradaki anlamıyla “bir yaşama biçimi”dir. Bir topluma özgü bütün ifade ve etkileşim biçimleri bu tanımda yer almaktadır. Bu anlamda kültür insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle yapıp ettiklerimizin bir toplamı sayılabilir. Bu bakımdan ne yediğimiz ne içtiğimiz ne okuduğumuz neye/nelere öfke duyduğumuz neye ve nelere sevgi ve sempati ile baktığımız ait olunan grup küme ya da toplumu karakterize etmektedir.
Kültür tarihçileri insanoğlunun hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını kültürel bir varlık oluşuna yani yaşayarak öğrendiklerini kültüründe saklayıp yeni kuşaklara aktarma yeteneği ile becerisine bağlı görürler.
Toplu yaşayan her canlı türünün kültürü yoktur. Sözgelişi arı ve karınca gibi böcek türleri toplu yaşarlar fakat kültür yaratamazlar. Örneğin arının düzgün altıgen biçimindeki kovan hücresinin boyutları son yirmi beş milyon yılda bir mikron bile değişmemiştir. Bazı maymunlar yavrularına bazı becerileri öğretir; ama bir dil ve kültürden yoksun oldukları için bu becerileri çok sınırlıdır. Evcil bazı hayvanlarla (atlar köpekler gibi) kuyruksuz maymunlar oldukça karmaşık bazı becerileri öğrenebilir; ama bunları kendi yavrularına aktaramazlar.

Kavrama Tarihsel Bakış

Sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı hakkında; “bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir” diyebiliyorlar. Bu bağlamda da kültür sözcüğünün oldukça zengin uzun ve ilginç bir tarihçesi vardır.
Günlük konuşmalarımızda ya da sanat ve bilim çalışmalarında kullandığımız kültür sözcüğü Latince kökenli olup Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Latince cultura toprağa bir şeyler ekip ürün almak üretmek anlamlarında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde culture'ü insan zekâsının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ ya önceleri cultur daha sonraları kültür biçiminde geçen sözcük zamanla bütün Avrupa dillerine yayılmış İngiliz antropoloğu Tylor 1871'de ona bilimsel bir içerik kazandırınca da önemi gittikçe artan bir kavrama ve aynı zamanda bir uğraş alanına dönüşmüştür.
Voltaire Culture sözcüğünü insan zekasının oluşumu anlamında Almanlar uygarlık ve kültürel evrim karşılığında kullanılmışlardır. Ancak XIX. Yüzyılın ikinci yarısı ile XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde Fransızlar ve İngilizler uygarlık sözcüğünü kültüre tercih etmişlerdi. Marx kültür kavramının değilse bile kültürel içeriğin son derece kapsamlı bir tanımını vermiştir:
“Kültür ya da uygarlık insanın bir toplumun üyesi olarak edindiği bilgi inanç sanat ahlak gelenek ve göreneklerle her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür.”
Kültür tarihinde tarihsel devinimi en iyi yansıttığı kabul edilen şu tanım da yaygındır:
“Kültür bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü dil duygu inançsanat ve yaşayış öğelerinin tümüdür”.

Kavramın değişik alanlardaki kullanımı

Nereden ve neresinden bakılırsa bakılsın kültür kavramının tümü için ortak olan kimi tanımlamalar vardır ki bunlardan ilki kültürün organik olduğu bir başka deyişle değişimin ve buna bağlı olarak etkileşim içinde olduğudur. Her canlı varlık gibi yaşlanır etkinliğini ve hareket becerisini kaybeder ve sonuçta işlevini tamamlayarak yok olur. Buradan hareketle hiç bir kültür öğesinin hareketsiz ve durağan olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü kültür kavramının varlığı için temel etmen bir insan topluluğu ve onu oluşturan aile ve bireylerin varlığıdır. Kaynaklara baktığımızda öncelikle şunu fark ederiz: Bütün kültür öğeleri kültürel var olanlar (en soyuttan en somuta dek) insan tarafından var edilmiştir. Yani kültürün temel kaynağı insandır. Kültür örüntüsünü oluşturan her düşünce her kurum her nesne insan tarafından yaratılmıştır.

Eğitimcilere göre kültür eğitim yoluyla kazanılan içeriktir. Eğitim ise bu muhtevayı kazandıran süreçtir. “Eğitimsiz kültür kültürsüz eğitim” düşünülemez. Sn. Bozkurt GÜVENÇ ise “Eğitim yol ise Kültür yolcunun hayatı boyunca yaşayarak öğrendiklerinin tümüdür.” demektedir.
Bir kişidiğerinden daha fazla kitap okumuş ve daha fazla şey biliyor olabilir. Ama daha az okuyan diğerinden daha kültürlü olabilir. Çünkü kültürlü olan bilgiyi yaşamında uygulama başarısı göstermiş olandır.Her bilgi anında kültür olmaz kültüre dönüşmez. Bilgili olmak başka kültür başka şeydir.

Günlük dilde kültüreğitim-öğretim süreci bu sürecin kazandırdığı genel ve mesleki kültür İslam Kültürü spor kültürü vb. Anlamında kullanılır.

Bilim ve felsefede kültür insanların ve toplumların yapıp öğrenerek kazandığı her şey (tutum davranış ve değerler) kısaca uygarlık (medeniyet) anlamında kullanılmaktadır.

Kültür genel bir biçimde ve uygarlıkla eşanlamlı olarak” insan türünün hayatını yaşam tarzını tüm diğer yaşam tarzlarından ayıran unsurlar bütünü” diye ve daha özel olarak da”bir uygarlığı meydana getiren değerler toplamı” şeklinde tanımlanabilir.

Bir diğer ifade ile kültür bir toplumun; gelenek görenek sanat düşünce yapısı tarihsel birikim ve sosyal kurumlar gibi varlıklarının tümünü kapsayan ve bireyleri arasında duyuş ve düşünüş birliğini sağlayan şekillenmiş kollektif maddi ve manevi değerleridir.
Her kültür ilkin öz gücüyle özünde barındırdığı gizli güçle gelişir ve süreklileşir. Bununla birlikte tek bir kültür özünü tümüyle öbür kültürden soyutlayarak gelişemez. Bu nedenle her kültür gelişmesini sürdürebilmek için öbür kültürlerin kazanımlarından yararlanmak ister.
Kültürle ilgili olarak karşımıza çıkan bazı kavramlar olan; kültürleme kültürlenme ve kültürleşme süreçleri ile kültür aktarımı kültür yitimi kültür şoku ve hakim kültür kavramlarından kısaca bahsetmek istiyorum
Kültürleme: toplumların kendisini oluşturan bireylere belli bir kültürü aktarma kazandırma toplumun istediği insanı eğitip yaratma ve onu denetim altında tutarak kültürel birlik ve beraberliği sağlama bu yolla da toplumsal barış ve huzuru sağlama sürecidir. Kültürleme süreci bireye hayatı boyunca kolay kolay değiştiremeyeceği bir kişilik yapısı kazandırır. Kültürleme toplumsallaştırma (sosyalizasyon) ve eğitim süreci olarak da tanımlanabilir.
Kültürlenme: okul öncesinde ailede başlayıp okul dönemi sonunda da da etkinleşen kültürlenme değişik aile eğitim okul meslek bölge (alt kültür) çevrelerinden kalkıp belli yer ve zamanlarda bir araya gelen birbirini etkileyen akran grupları arasındaki kültür etkileşimidir “Kültürleme”; varolanı iletirken “kültürlenme”; yepyeni kültür kalıpları oluşturur kültürel değişim sürecinin ana kaynağıdır.
Kültürleşme sürecinde iki ya da daha çok kültür karşılıklı etkileşim sonucu değişime uğrar yeni sentezler dinamik bileşkeler yaratırlar. Çağımızda sözü edilen “globalleşme” (küreselleşme) budur. Birey ve gruplar olarak kültürleşmeyi tamamen önlemek mümkün değildir.
Aynı bağlamda ve yaklaşık olarak aynı anlam içinde bir toplumsal gruba ait olan bilginin yerleşik söylemlerle semboller düzeninin diğer kuşaklara iletilmesi süreci ise kültür aktarımı diye tanımlanır.
Yine özellikle kültürlenme söz konusu olduğunda bir kültürel grubun üyelerinin başka bir kültürle temas içine girdikleri zaman kendi kültürlerini ya da geleneksel kültür değerlerini tümden ya da bir bölümüyle yitirmelerine kültürsüz!eşme veya kültür yitimi denir.
Aynı şekilde bir İnsanın kendi kültürüne yabancı bir kültür tümden farklı bir değerler ve normlar sistemi içine girdiği zaman yaşadığı yolunu kaybetmişlik şaşkınlık veya yönsüzlük duygusuna kültür şoku adı verilmektir.
Öte yandan modern toplumlarda farklı hatta çoğunluk rekabet halindeki kültürler ve alt kültürlerin varlığı dikkate alındığında kendi kültür değerlerini davranış veya yaşam tarzını ve dilini sahip olduğu siyasi ve iktisadi güç sayesinde diğer kültürlere empoze edebilen kültür hakim kültür olarak tanımlanır.
Bir kültür ne denli gelişkin ve ne denli yaygın olursa olsun bir başka kültürden üstün sayılmaz. Hangi amaçla olursa olsun kültürler arasında gelişmişlik- gelişmemişlik ya da ilerilik-gerilik değerlendirilmesi yapılmaz; kültürler üstlük altlık ilişkisine sokulamaz. Kültür hakkındaki bilimsel tartışmada üzerinde görüş birliğine varılan konulardan biri de kültürel gelişmişlik ya da gelişmemişlik savının görece oluşudur. Her bütün kültür içerisinde bulunan parça ya da alt kültürlerden oluşur; bunlar arasında gerçekleşen sürekli etkileşimle ve güncel koşullara göre biçimlenir.
Kültür kavramında bir sentez çabası içine girdiğimizde; antropolog’lar kültürü 4 temel kavram üzerinde yoğunlaştırarak açıklamaktadırlar. Bunlar:
  1. Kültür bir toplumun yada bütün toplumların uygarlık birikimidir
  2. Kültür belli bir toplumun kendisidir
  3. Kültür bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesidir
  4. Kültür bir insan ve toplum kuramıdır.
Sonuç olarak da kültür kavramıtoplumun yüzlerce binlerce yıldan beri oluşturduğu ortak amaçların beklentilerin değerlerin inançların duygu ve düşüncelerin özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı saklandığı soyut bir kavram olup toplumsal bellek olarak da kabul edilebilir.

Kültürün genel / Temel nitelikleri

Kültürün oluşmasındaki temel nitelikleri aşağıdaki faktörler ışığında değerlendirdiğimizde:

1.Toplumsallık: Kültürün toplumların bulunduğu yer ya da dönemlerde oluşması yaşamasıdır. Toplumun dışında ondan bağımsız bir kültürden söz edilemez.

2. Tarihsellik: Kültür denen karmaşık bütün ve onu oluşturan öğeler (dil yazı din bilim giyim-kuşam sanat yerleşme vb.) hangi toplum olursa olsun bir anda kısa bir zaman dilimi içinde meydana çıkmış değildir.

3. Kalıtsallık: Kültürün ya da onun kapsamına giren öğelerin etkinliklerin doğum yoluyla geçen birer kalıt değil de öğrenilmesi gereken birer kalıt olduğunun en büyük kanıtı doğumdan hemen sonra ailesinden ve onların yaşadığı toplumdan alınıp başka bir kültürün yaşadığı yere götürülen ve orada büyütülen bir çocuğun içinde yaşadığı toplumda geçerli olan dili dini sanatı ve yaşam biçimini kolayca öğrenip benimsemesidir. Bununla birlikte nesillerden nesillere aktarılan farklı kültürleri kolaylıkla özümseme yeteneğinin söz konusu olduğu da göz ardı edilmemelidir.

4. İşlevsellik: Kültürün bir başka özelliği de toplum yaşamında bir yerinin görevinin bulunması yani işlevselliğidir. Kültürü yaratan etkenin tek başına insan olduğu sanılıyordu. İnsan "neden" kültür ise "sonuç " sayılıyordu. Kültür araştırmala

Yorum Yaz